çarşaf
haftaiçinde genellikle parium’dan daha geç yatağa giriyorum, onu uyandırmamak için de mağara karanlığına haiz yatak odasında ışık kaynaklarından uzak duruyorum. geçenlerde yine sessizce kör karanlıkta yatağa yaklaşıp tek hamleyle yatağa girmeye çalıştığımda elime gelen şeyin yorgan olduğunu düşünüp, kışın bile bu kadar üşümemiş bir insanın niye pike ve battaniyeye, yorgan ekleme ihtiyacında olduğunu idrak edemeden uyumuşum. günışığıyla herşey netleşti, benim yorgan sandığım şey çarşafmış, tutmuş çarşafın altına girmişim.
sıcakta uyuyamayan hatta yatağa girdiğinde üşümeyi seven birisi olarak parium’un gazabından korkuyorum. her sabah benim nasıl üstümdekilerden kurtulduğumu, şort ve t-shirtle yattığım için buz kestiğimi üzerimi nasıl sıkı sıkı örttüğünü ve benim örtüye sarındığım hikayesini dinlerken ezberden kontrol ediyorum. sonra bu sıkı sıkı örtünmenin neticesinde kalkmaya çalışırken üzerimdeki örtülerin çeşitli yerlerimden altıma sokulması nedeniyle kalkamayıp düştüğümü anımsıyorum.